Hoşgeldiniz.

Karagöz ve hac ivat ramazan konuşmaları Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Karagöz ve hacivat konuşmaları kısa Karagöz ve Hacivat Konuşmaları Karagöz ve hacivat konuşmaları komik
  • 5 üzerinden 4.14   |  Oy Veren: 64      

  1. Kayıtsız Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    Karagöz ve hacivat ramazan konuşmaları

    Sponsorlu Bağlantılar




    Karagöz ve hacivat ramazan konuşmaları


    Paylaş Facebook Twitter Google







  2. Sponsorlu Bağlantılar




    Karagöz – Hacivat konuşmaları (İftarın böylesi)



    Karagöz – Hacivat konuşmaları

    İftarın Böylesi
    (İki arkadaş yolda karşılaşırlar.)
    HACİVAT – Aman efendim, canım efendim! Böyle nereden gelip nereye gidiyorsun Karagöz’üm?
    KARAGÖZ – Hay hay, dereden gelip dereye gidiyorum. Hacı Cavcav!
    HACİVAT – Hah hah hah!… Seninle anlaşıp konuşmak için bin düşünüp bir söylemek lâzım… Söylediklerime hemen de neler bulup benzetiyorsun, neler uydurup yetiştiriyorsun!
    KARAGÖZ – Köftehor, benzettiklerimle uydurduklarım hoşuna gitmiyorsa başka arkadaş bul kendine!
    HACİVAT – Canım yalnız benim değil, bütün dünyanın hoşuna gidiyor amma bazen de insanın canını sıkıyorsun?
    KARAGÖZ – Beni rahat bırak da kendi yoluna git!
    HACİVAT – Ne demek efendim, konuşa konuşa beraberce gidiyoruz işte… Şu mübarek Ramazan gününde bakıyorum çok neşelisin!
    KARAGÖZ – Hiç sorma Hacı Cavcav, öyle neşeliyim ki içimden seni güle oynaya bir güzel pataklamak geliyor.
    HACİVAT – Karagöz’üm bırak şimdi şakadan pataklama laflarını da yüzünde güller açıyor.
    KARAGÖZ – Haklısın, yüzümde güller açıyor, kulaklarım karanfil saçıyor, burnumda menekşeler uçuyor.
    HACİVAT – Aman Karagöz’üm, maşallah, ne güzel şair gibi konuştun.
    KARAGÖZ – Hay hay, istersem Mahir gibi, istersem Karagöz gibi konuşurum.
    HACİVAT – Her neyse, Ramazan’la aranız nasıl bakalım?
    KARAGÖZ – Çok iyiydi amma dün bozuştuk Hacı Cavcav!
    HACİVAT – Vah vah, ne oldu da orucu bozdun canım?
    KARAGÖZ – Pataklarım ha, ne oruç bozması?
    HACİVAT – Efendim “Dün bozmuştuk!..” demedin mi?

    KARAGÖZ – Köftehor, bakkal Ramazan’ı sormadın mı? Tam Ramazan başında veresiyeyi kesti de aramız bozuldu.
    HACİVAT – Allah iyiliğini versin, ben o Ramazan’ı söylemiyorum. Yani oruçla, iftarla aran nasıl?
    KARAGÖZ – Benim aram çok iyi de cüzdanımın arası yok!
    HACİVAT – Hah hah hah!… Aman Karagöz’üm beni güldürmesen olmuyor. Ramazan’dan sonra sana iyi bir iş bulurum, borçlarını da ödeyip rahat edersin…
    KARAGÖZ – Allah razı olsun Hacı Cavcav!
    HACİVAT – Cümlemizden efendim… İnsanlık öldü mü? şurada yediyüz küsür yıllık dostluğumuz var.
    KARAGÖZ – Aman birader, dostluk dedin de aklıma geldi. Bizi bu akşam iftira davet etsene!
    HACİVAT – Canım ben zaten davet edecektim amma… Sen iftira kendini zorla davet ettiriyorsun.
    KARAGÖZ – Pataklarım ha, sana yardım ediyorum.
    HACİVAT – Canım efendim, iftira gelmek için aramızda teklif mi var?
    KARAGÖZ – Aman ne iyi Hacı Cavcav! (Vurur.)
    HACİVAT – Karagöz’üm ne vuruyorsun?
    KARAGÖZ – Öyleyse sahura da davet etsene! (Vurur.)
    HACİVAT – Efendim vurmaya ne lüzum var, sahura da buyurun!
    KARAGÖZ – Hangi iftira, hangi sahura buyuralım Hacı Cavcav?…
    HACİVAT – İkisine de istediğiniz zaman buyurun!…
    KARAGÖZ – Köftehor, dün akşam yatakları da sırtlanıp geldik ama evde yoktunuz?
    HACİVAT – Şey Karagöz’üm… Biz de iftira davetli idik ama haber verseydiniz gitmezdik…
    KARAGÖZ – Öyleyse her akşam evde durun!
    HACİVAT – Canım öyle şey olur mu?
    KARAGÖZ – Pataklarım ha!… Başka yere davetli olsak bile oradan çıkıncı size yine geliriz.
    HACİVAT – Karagöz’üm her akşam beklenir mi?
    KARAGÖZ – Beklemezseniz bizim iftar payımızı hergün gönderin!
    HACİVAT – Eh, bu daha iyi… Şey, iyi de dün akşam yataklarınızla neden geldiniz anlayamadım?
    KARAGÖZ – Köftehor, sahura da kalkacaktık… O saatten sonra eve gidecek hâlimiz yok ya… Yatak sırtımızda yollarda mı uyuyalım? (Karagöz gider.)
    Etiketler:karagöz hacivat oyunları, karagöz ve hacivat, karagöz ve hacivat konuşmaları, karagöz ve hacivat oyunları, kısa masal, masal, masal dinle, sesli masal, sesli masallar

    Karagöz – Hacivat Söyleşisi (Ramazan ikramı)


    Karagöz – Hacivat Söyleşmeleri
    Ramazan İkramı
    (Hacivat, arkadaşını kapıda karşılar.)
    KARAGÖZ – Merhaba Hacı Cavcav!…
    HACİVAT – Ooooo, Merhaba merhaba! Dükkânıma hoş geldin, safalar getirdin Karagöz’üm!
    KARAGÖZ – Sopalar falan getirmedim.
    HACİVAT – Efendim, sözlerimi hemen yanlış anlamaya başladın. Sopalar olur mu! “Sâfalar getirdin!” dedim. Yani seni görünce rahatladım ve çok sevindim demektir.
    KARAGÖZ – Âmin, âmin!…
    HACİVAT – Hele otur bakalım! Biraz dertleşelim.
    KARAGÖZ – Hay hay, biraz dert deşelim ama sen önce dükkânına gelen misâfire ikramını yapsana!
    HACİVAT – Aman Karagöz’üm, sen şaşırdın mı?
    KARAGÖZ – Şimdi seni bir güzel pataklarsam, görürsün kimin şaşırdığını!…
    HACİVAT – Allah Allah?… Şaka mı yapıyorsun, yoksa benimle alay mı ediyorsun?
    KARAGÖZ – İkisi de değil…
    HACİVAT – Karagöz’üm Ramazan’dan haberin yok mu?
    KARAGÖZ – Var… Şimdi eve gitti.
    HACİVAT – O Ramazan değil, şu bildiğimiz Ramazan… Hani yılda bir kere geliyor ya!
    KARAGÖZ – Haaa, Almanya’daki Ramazan’ı mı soruyorsun? Anasına mektup yazmış da mayısta gelecekmiş…
    HACİVAT – Allah iyiliğini versin, mübârek günde yine benim sinirlerimi bozmaya başlıyorsun.
    KARAGÖZ – Köftehor , asıl sen benim sinirlerimi bozacaksın! Geçende uğradım da, hemen “Sana ne ikram edeyim Karagöz Beyefendi?” demedin mi?
    HACİVAT – Canım dedim ama o zaman Ramazan gelmemişti.
    KARAGÖZ – Köftehor, Ramazan’dan bana ne? Ona da geldiği zaman ayrı ikramını yaparsın!
    HACİVAT – Yârabbi bana Ramazan sabrı ver!
    KARAGÖZ – Sabri’yi falan karıştırma da ikramını yap!
    HACİVAT – Allah Allah… Hem anlayamıyorum, hem de anlatamıyorum galiba! Yani sana şimdi çay kahve, ayran falan ikram etsem utanmadan içecek misin?
    KARAGÖZ – Hele sen ikram et de görürsün ne olacağını!
    HACİVAT – Oruç değil misin, nasıl içeceksin?
    KARAGÖZ – Hacı Cavcav, oruç senin başına mı vurdu? Ben onları içeceğim dedim mi? Senden çay, kahve, ayran falan istedim mi?
    HACİVAT – Aman Allah’ım aklım karmakarışık oldu. Pekâlâ ne istiyorsun Karagöz’üm?
    KARAGÖZ – Benim gönlümden ne koparsa onu ikram et birâder?
    HACİVAT – Senin gönlünden ne kopuyorsa söyle de ikram edeyim öyleyse?
    KARAGÖZ – Hah şimdi adam oldur! Benim gönlümden yarım kilo zeytin, peynir, bir avuç hurma, iki pide falan kopuyor Hacı Cavcav!
    HACİVAT – Canım efendim yine anlayamadım? Tamam bunları ikram edeyim amma, ne biçim oruçsun, buraya öğlen yemeğine mi geldir?
    KARAGÖZ – Hay hay, öğlen yemeğine geldim.
    HACİVAT – Olmaz efendim, beni de günaha sokacaksın!
    KARAGÖZ – Pataklarım ha! Bilmiyor musun, biz Ramazan’da öğle yemeğini de akşam yiyoruz.
    HACİVAT – Öyle söylesene!… Demek ağzın kapalı?…
    KARAGÖZ – Hay hay, ağzım, burnum, gözlerim, kulaklarım, kapalı amma seni pataklamak için ellerim kaşınmaya başladı.
    HACİVAT – Efendim, elini kaşındıracak ne var? Ramazan’dan sonra bir gün uğra da istediğin ikramı yapayım.
    KARAGÖZ – Olmaz Hacı Cavcav!… Ağzım kapalı diye Ramazan ikramından kaçarsan ben sana dayak ikram ederim.
    HACİVAT – Canım, anladım amma böyle ısmarlama ikram olur mu? bir çay ikramı nerede, saydıkların nerede?…
    KARAGÖZ – Köftehor, sen onları bana ikram edeceksin, ben iftarda sahurda benim hanım ile çocuklara ikram edeceğim.
    HACİVAT – Hah hah hah! Öyle söylesene!… (Karagöz gider.)



 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.