Hoşgeldiniz.

Büyüklere saygıyla ilgili hikayeler Unutamayacağımız Tek Şey Sevgi ve Saygı Olmalı İnsanlarda bir vurdumduymazlık var. Zamanın değiştiği kesin ama örf ve adetlerimize herzaman sahip çıkıyor
  • 5 üzerinden 3.86   |  Oy Veren: 22      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Büyüklere Saygı İle İlgili Hikayeler

    Sponsorlu Bağlantılar




    Büyüklere saygıyla ilgili hikayeler

    Unutamayacağımız Tek Şey Sevgi ve Saygı Olmalı

    İnsanlarda bir vurdumduymazlık var. Zamanın değiştiği kesin ama örf ve adetlerimize herzaman sahip çıkıyor muyuz acaba? Türkiye Cumhuriyetinde müslüman bir toplum olarak yaşayan bizlerin, unutamayacağı tek şey sevgi ve saygı olmalı. Gördüğüm kadarıyla bu değerler de yitirilmek üzere. Bir Türk vatandaşı olarak da bu beni inanılmaz derecede üzüyor.

    Taşıtlarda gözlemlediğim olaylardan biri de gençlerimizin duyarsızlığıyla ilgili. Yaşlılar, hamileler ve çocuklu kişilere yer verilmiyor. Uyuyor pozisyondalar herzaman. Birkere uyardım bir genci..
    ---Çocuğum sen gençsin. Bak yaşlı bey ayakta zor duruyor yerini versene. Bana ne dedi biliyor musunuz?
    ---Ben de yorgunum ayakta gidemem.
    Ne diyeyim sana dedim içimden. Büyüklere saygı herzaman çocuklukta, anne ve babanın verdiği terbiyeyle başlar. Alamamışsın çocuğum, alamamışsın birşey işte. Belki ailen de senin gibi. Derler ya `` üzüm üzüme baka baka kararır ``
    Tabii aile de görülenler çocuğun, büyüdükçe kişiliğini oluşturur. Sevgisiz büyüyen bir çocuk ne verebilir topluma? Onları vatanımıza kazandırıp hayırlı bir evlat olmasını sağlamak ise yine ebeveynlere düşüyor. Bir de şu yönden bakmak gerek. Türk toplumununda hâlâ okuması yazması olmayan insanlarımız var. Cehaletle yoğurulan kişilerin, çocuklarından ne bekleyebiliriz? Ya kaçıp büyük şehirlere geliyorlar ya da kötülükleri, kendilerine mesken ediniyorlar.

    Buzamanda çocuk büyütmekte çok zor. Çocuklarımızın seçtiği arkadaşları, farkettirmeden herzaman gözlemeli. Bir arkadaş gibi onlara yaklaşıp tüm dertleriyle ilgilenmeli. Şiddete karşıyım. Kesinlikle şiddetle ve cezayla çocukları terbiye etmek için uğraşmamalı. O zaman çocuklarımızı kendimizden uzaklaştırdığımız gibi, dış hayata özlemlerini daha da arttırırız. Yarın bir bakarsınız. Ben bir arkadaşla oturacağım anne veya baba diyerek karşınızda durur. Üstelik karşınızda ki sizin yavrunuz mu diye hayret edersiniz. Çünkü öyle kafasına yerleştirmiştir ki evden ayrılacağını.. Karşısında anası mı var babası mı var umursamaz tavırlardadır. O masum evladınız gitmiş yerini asi, anlamadığınız biri gelmiştir.

    Onun için çocuklarımızı örf ve adetlerimizle büyütmeliyiz. Bizler Türk`üz ve müslüman bir toplumuz. Geleneklerimiz ve göreneklerimiz nesiller boyu
    bizlere ulaştığına göre, bizlerden de gelecek nesillere ulaştırılmalı. Değerlerimizi kaybetmeyelim hiçbirzaman. Gençlerimiz sevgi dolu ve saygılı, bir toplumun çocukları olarak büyümeliler.


    Menekşe Gülay


    Paylaş Facebook Twitter Google







  2. Sponsorlu Bağlantılar




    "Büyüklerimizi saymıyan bizden değildir"


    Peygamber efendimiz, yaşlılara hürmet eder, Eshabının da hürmet etmesini isterdi:
    "Güçsüzlere, hastalara, yaşlılara ve küçüklere merhamet ediniz!"
    "Büyüklerimizi saymıyan, küçüklerimize acımıyan bizden değildir."
    "Yaşlılarımıza hürmet ve ikram, Allahü teâlâya saygıdandır."
    "Bir Müslüman kardeşine ikram eden, Allahü teâlâya ikram etmiş gibidir."
    "Bir genç, bir ihtiyara, yaşından dolayı hürmet ederse, onun yaşına varınca, Allahü teâlâ, ona gençleri hürmet ettirir." buyururdu.
    Her konuda vasatı,orta yolu esas alan Hz. Peygamber küçüğü korurken, onlara merhameti emrederken, büyükleri ihmal etmemiştir. Bilakis büyüklere saygıyı küçüklere sevgi ile birlikte zikrederek bunların birbirinden ayrılmaz olduğunu gözler önüne sermiştir.
    Mekke'nin fethinde Hz. Ebu Bekir yüz yaşına yaklaşmış olan babası Ebu Kuhafe'yi Hz. Peygamber'in huzuruna ***ürür. Hz. Peygamber "Yaşlı babanı buraya kadar yormayıp evinde bıraksaydın, ben onu ziyaret ederdim" der.
    Buna karşılık Hz. Ebu Bekir "Onun size gelmesi daha uygudur" şeklinde cevap verir. Hz. Peygamber'in yaşlı Ebu Kuhafe'ye karşı bu nazik davranışı Hz. Ebu Bekir'e karşı iltifatının yanında, yaşlı insanlara duyduğu saygının bir ifadesi olarak değerlendirilmelidir.
    Efendimiz, dul ve yetimlerin haklarını korumaya da verdiği önem verirdi. Ensardan bir zat ölür, geride bir dul hanım ve üç yetim kız bırakır. Ölen kişinin hiç oğlu yoktur. Amcası oğulları, onun malının tamamını alırlar. Dul kadına ve yetim üç kıza bir şey vermezlerdi.
    Kadın, durumu Hz. Peygambere şikayet etti. Hz. Peygamber onlara adam gönderdi. Varisler, malın kendilerine ait olduğunu söylediler. Çünkü Arap adetine göre, mirasa yalnız ölenin erkek akrabası varis olurdu. Bu olay üzerine şu ayet-i kerime nazil oldu: "Ana babanın ve yakınların bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır; ana babanın ve yakınların bıraktıklarından kadınlara da bir pay vardır..." Hz. Peygamber hemen onlara haber gönderip, Allah'ın kadınlara da mirastan pay ayırdığını bildirdi.
    İslâmdan önce insanlar yetimlerin mallarını yerler, onların mallarından faydalanmak için yetimle evlenme, ya da onu oğlu veya kızı ile evlendirme yollarına başvururlardı. "Haksızlıkla yetimlerin mallarını yiyenler şüphesiz karınlarına ancak ateş doldurmuş olurlar." Ve "Buluğ çağına erişinceye kadar, yetimin malına, sadece en iyi niyetle yaklaşın" ayetlerinin nazil olması üzerine yetimlerin mallarından el çektiler. Onların mallarını yemek bir tarafa, yetimlerin mallarının kendi mallarına karışmamasına dikkat etmeye başladılar..



  3. Kayıtsız Üye

    teşekür ederim size ödevime yardımcı oldunuz




  4. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.